PDF Archive

Easily share your PDF documents with your contacts, on the Web and Social Networks.

Share a file Manage my documents Convert Recover PDF Search Help Contact



Konstantiniyye3 .pdf


Original filename: Konstantiniyye3.pdf

This PDF 1.4 document has been generated by Adobe InDesign CC 2014 (Windows) / Adobe PDF Library 11.0, and has been sent on pdf-archive.com on 10/12/2017 at 14:41, from IP address 77.247.x.x. The current document download page has been viewed 313 times.
File size: 73.1 MB (72 pages).
Privacy: public file




Download original PDF file









Document preview


İÇİNDEKİLER

03
04
16
26
32
44
59
63
67

ÖNSÖZ
EY KAVMİMİZ ALLAH’IN DAVETÇİSİNE İCABET EDİN
BÜYÜK ŞİRKTE CEHALET MAZERET MİDİR?
KITAL CİHADINDA YER ALMAYAN BU FARZI TERK ETMİŞTİR
İSTİŞHADİ OPERASYONLARIN CAİZLİĞİ VE FAZİLETİ
HIYANET RAPORU
SAHİH MENHEC
TÜRKİYE’YE MESAJ
İSLAM DEVLETİ’NDEN HABERLER

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a olsun. Salât ve devletin sahip olmadığı sadece İslam Devleti’nin
selam O’nun Resulü’ne, ehline ve tüm inananların sahip olduğu en büyük silahının yani istişhadi
üzerine olsun.
operasyonların İslam dinindeki yerini ve faziletini
lafı uzatmadan izah etmeye gayret ettik.
Allah’a hamd olsun ki; İslam Devleti’nin
düşmanları olanca eforuna ve güçlerini bir araya Kıtal cihadının herhangi bir yerinde yer
toplamalarına rağmen İslam Devleti’ne karşı almayanların davet veya para yardımında
başarısızlığın acısını yaşamaktadır. Koalisyona bulunarak bu farzı yerine getirmediklerini, bu
yeni üyeler ilave etseler de, yeni hava üsleri farzı yerine getirebilmek için bu cihadın herhangi
açsalar da, yeni F16’ları havalandırsalar da bir yerinde yer almaları gerektiğini, aksi halde
başarısızlıklarını kendi dillerinden işitmekteyiz. bundan ötürü günahkâr olduklarını da izah ettik.
Allah’a hamd olsun...
Ayrıca akide bağlamında büyük şirkte cehaletin
Allah’a hamdolsun ki; geçen sayımızda yer alan mazeret olmadığını net bir şekilde izah ettik. İslam
“Erdoğan’ın Kürt Devleti” başlıklı yazımızda devletinin Suriye, Irak, Türkiye veya herhangi bir
öngörülerimizin gerçekleşmesi çok da uzun yerde büyük şirke bulaşan hiç kimseyi mazeretli
sürmedi. Derginin yayınlanmasından çok kısa görmediğini ve bunları tekfir ettiğini delilleriyle
bir süre sonra, Suriye’deki bebeklerin kanlarını anlattık. Öte yandan İslam devleti kurulduktan
dökmek ve bu halka bomba yağdırmak için sonra küfür diyarlarında kalıp hala davetle
uçaklarını kaldıran tağut Erdoğan’ın besleme uğraşanlar, hem kıtal cihadını terk etmiş hem de
örgütü ateist PKK saldırıya geçti. Halen de bölgede davette bidat çıkarmışlardır.
özerk bir yapı kurmak için her gün Türkiye’nin
mürted asker ve polislerini öldürmektedir.
İslam Devleti’nin akide ve menhecin belli olmadığını
iddia edip kendi uydurduğu iftiralarla İslam
Bu sayımızda da İslam’a vermiş olduğu yoğun Devleti’ne iftira atanlara da her sayımızda elimizden
zarara ve tahrifatlarına bakmadan genelevlerden geldiğince cevap vermeye çalışacağız. Kulağını veya
alınan vergilerden kendilerine verilen az bir gözünü kapatanlar hariç İslam devletinin yayınlarına
ücret karşılığında İslam dinini tahrif eden ve ve pratiğine bakan herkes İslam Devleti’nin
İslam Devleti’ni kötüleyen Hıyanet (Diyanet) akidesinin ve menhecinin net bir şekilde ortada
kurumunun raporuna bir reddiye ve onların olduğunu görür. Güneşe gözünü kapayanların
İslam dinine vermiş oldukları zararların çok az bir hakikati değiştiremeyeceği bilakis sadece kendisine
kısmına değindik. Ve bu belami teşkilatın kuruluş karanlık yapacağını da belirtmek isteriz.
amacının dini tahrif etmek olduğunu ve üç
kuruş paraya nasılda demokrasi ve laiklik kölesi Allah’ın izniyle gelecek sayılarda da yayın akışımızı
olduklarını da kısaca izah ettik.
bozmadan İslam devletini daha iyi tanıyabilmeniz
için gerekli konulara değinmeye gayret edeceğiz.
Ayrıca şuan ki düşmanlarımızın ve yeni Rabbimizden muvaffakiyetler diler amellerimizi
düşmanlarımızın korkulu rüyası olan ve hiçbir kendisi için kabul etmesini niyaz ederiz.

ALHAYAT

ÖNSÖZ

03

EY KAVMİMİZ
ALLAH‘IN DAVETÇİSİNE

İCABET EDİN
Hamd, El-Kavi ve El-Metin olan Allah’a
mahsustur. Salât ve selam âlemlere rahmet
olarak kılıçla gönderilene olsun.
Ve sonra:
Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler
sizden kim dininden dönerse (bilsin ki): Allah
sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı
alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu
ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah
yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayıcının
kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın,
dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah’ın lütfu ve
ilmi geniştir.” (Maide Suresi, 54).
Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Ey iman
edenler! Kâfirlerden size yakın olanlara karşı
savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik
bulsunlar.” (Tevbe Suresi, 123)
Allah’u Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Muhammed Allah’ın elçisidir. Beraberinde
bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi
aralarında merhametlidirler.” (Fetih Suresi, 29)
Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor: “İbrahim’de ve
onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten
güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine
demişlerdi ki: Biz sizden ve sizin Allah’tan başka
taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz
bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim
aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke
belirmiştir.” (Mümtehine Suresi, 4)
Allah’ın, kendisini sevmeleri ve kendilerini
sevmesi nimetinde bulunduğu, dinini hâkim
kılmaları ve şeriatı ile yönetmeleri için seçtiği;
kendi yolundaki mücahid-mümin kullarının
sıfatlarından biri de kâfirlere karşı izzetli,
onurlu, üstün olmalarıdır. Onlar nefisleri ile
değil akideleri ve tevhidleriyle üstündürler.

04

Şeyh Ebu Muhammed El Adnani
Zaferin, temkin ve kazancın mühimmatları ve
sayılarıyla değil Allah’ın lütfüyle kendilerinin
olacağına dair kesin inançlarıyla onurludurlar.
Rablerinin emrettiğini yerine getirirler ve
insanların kınamalarından korkmazlar. Çünkü
insanların Rabbi kendilerini sevmektedir.
Allah’ın emri için insanların kanunlarına, adet
ve örflerine, görüşlerine ne kadar ters düşseler
de önemsemezler. İnsanlar her ne kadar onlar
için birlik oluştursa ve onların üzerlerine
toplansa da (bu yolda) başlarına belalar
gelmesinden de korkmazlar. Çünkü Allah
onlarla kâfirlere karşı sert, aslanın avına karşı
olduğu gibi şiddetliler.
Allah’u Teâlâ’nın kendilerini seçtiği, sevdiği ve
kendilerine dinini uygulamaları ve hükmünü
dayatmaları lütfunde bulunduğu kullarının
özelliklerinden biri de kâfirlerden kendilerini
temize çıkarmaları, onlardan ayrılmaları, onlara
karşı düşmanlık ve öfke ilan etmeleri, onlarla
ittifak
etmemeleri,
onlara
yardakçılık
yapmamaları, onların içlerinde yaşamamaları,

EY KAVMİMİZ ALLAH’IN DAVETÇİSİNE İCABET EDİN

İslam Devleti
Mücahidleri

aralarında oturmamaları, aileleri, aşiretleri ya
da kavimleri de olsa onları rahatlatmamalarıdır.
Bu, Allah’ın şeriatını uygulayanların halidir.
Uzun yollarda karşılarına çıkan zorluk ve
imtihanlara karşın değişmez de değişiklik de
göstermezler. Şu aldatıcı yıllarda; cihad, Allah’ın
dinine yardım ve Allah’ın şeriatını canlandırma
iddiasında
bulunanların
peygamberlerin
yolundan saptığını, Peygamberimizin (s.a.s.) ve
onurlu sahabenin (r.anhum) yolundan başka
bir yolla geldiğini gözlemliyoruz. Onun, başına
gelecek sıkıntılardan tedirgin olduğunu,
dadıların kınamasından korktuğunu, kâfirlere
kibarlık ve yardakçılık yaptığını, onlarla beraber
çalıştığını ve onları rahatlattıklarını görüyorsun.
Dahası onlarla ittifak kuruyor, onları savunuyor
ve onlara sevgi gösteriyor. Onun onlarla ilişkiler
kurmak için kendilerine yaltaklanarak çaba sarf
ettiğini, onların arasında; otoriteleri altında
ofisler açmak için uğraştığını görüyorsun.
Bunu da sırf onlardan fayda elde etmek ve
zararlarından kurtulmak için yapıyor. Onun
onlara yalvararak kendilerinden acilen yardım,
destek ve arka çıkmasını istediğini görüyorsun.
İslam
Devleti’ne
gelince
o;
izzetin;
Peygamberimizin (s.a.s.) yolunu bilmiş ve onun
izinden gitmiş, rehberliğine (yoluna) sımsıkı

sarılmıştır. İnşallah değişmeyecek de sapmayacak
da! Allah’ın izniyle yolumuzda devam edeceğiz.
Hiçbir kınayıcının kınamasından korkmuyoruz.
İnsanlar bizi tek bir yaydan vursa da
önemsemeyeceğiz.
Milletler
üzerimize
üşüşse de kılıçlar bize vursa da bunu
önemsemeyeceğiz. İlim eşekleri çamura
kaysa da bu, Allah’ın izniyle bize bir zarar
vermeyecek. Çünkü biz Rabbimizden bir basiret
üzereyiz. Kendi kafamızdan bir şey getirmedik.
Rabbimizin kitabına ve Peygamberimizin (s.a.s.)
sünnetine sımsıkı sarılmanın üzerine bir şey de
eklemedik.
Ey her mekândaki Müslümanlar! Mübarek
Ramazan ayının gelişinden ötürü hepinizi tebrik
ederiz. Bizleri bu faziletli aya kavuşturduğundan
ötürü de Allah’u Teâlâ’ya hamd ediyoruz.
Ey Allah’ın kulları! Bu ayın kıymetini bilin ve
Salih amellere koyulun. Ve en faziletlisine
gayret edin. Allah’a en faziletli yaklaşma yolu
ise cihad’dır. Öyleyse cihada koşuşun. Bu
faziletli ayda kazanmaya ve Allah yolunda
şahadete kavuşmaya gayret edin. Onda
(ramazanda) yapılan nafile amel, diğerlerinde
yapılan farz amele, farz ameller ise diğer
farzların on misline denktir. Akıllı, zeki olan
ramazanda cihada ve akınlara devam edendir.
Hiçbir ibadet cihada denk değildir. Ramazan

KONUŞMA

05

ayının dışındaki cihad da ramazandaki cihada
denk değildir. Ramazanı Allah yolunda
saldırı (atak) ile geçirene kutlu olsun. Bu
yüce ayda Allah’ın kendisini seçip de şehit
kıldığına gelince ne mutlu onlara! Umulur
ki Allah ramazan dışındakinin on katı olsun
diye ramazanda şehit olanın ecrini artırır.
Ey Müslümanlar! Cihada koyulun ve
koşuşun! Ve ey her mekândaki mücahidler
Ramazanı Allah’ın izniyle kâfirlere kötülük
ayı kılmak için harekete geçip atılın.
Ey her mekândaki Sünniler! Özellikle de Irak
halkı (Iraklı Sünniler)! Bugün, Rafızîlerle sizi
çok önceden uyardığımız bir gerçeği yaşamaya
devam ediyorsunuz. Onu Bağdat’ta, Diyala’da,
Anbar’da, Kerkük’te ve Selahaddin’de bir
gerçeklik olarak yaşamaya devam ediyor ve

çıplak gözlerinizle görüyorsunuz. Her gün
Bağdat’ta yaşanan; Sünnileri kaçırma, öldürme,
göç ettirme hadiseleri size saklı değildir.
Sünni bir kimse Bağdat’ın dâhilinde dinini
izhar etmeye cesaret edemez. (Dışarıdakinin)
Oraya girmesinin de imkânı yoktur. Sizden
hanginiz bugün Bağdat’ta oğlunun adını Ömer,
Osman ya da Muaviye koyabilir? Sizden hanginiz
bugün Bağdat’a girebilir? Bugün Rafızîler
Sünnilere Bağdat’a girme izni vermemektedir.

Rafiziler Tarafından İşkence
Edilen Bir Sünni

O kadar ki uzun yıllardır kendilerine hizmet
etmelerine, onları savunmak için yaptıkları
fedakârlıklara, Safevilerden daha Safevi
olmalarına rağmen sırf isim olarak Ehli Sünnete
mensup oldukları için sahvelerden, polis ve
ordudan mürted köpeklerine, yandaşlarına ve
hizmetçilerine dahi girme izni vermemektedirler.



Anbar halkından; Rafızîlerin ayaklarında
pabuç olan ve mücahidlere karşı onları
savunan mürted Sünni subay hakkında
sorun! Onun bu yaptıkları kendisine
Rafızîlerin katında bir fayda vermedi.
Öyle ki o mücahidlerden Bağdat’a doğru
kaçmıştı da Rafızîler onu Bağdat’ın
girişlerinde
durdurup
girmesini
engelledi. Onunla iki kızı üzerine
pazarlık yaptılar. Bu, onu yanlışından
uyandıran bir şok oldu ve sapıklığından
döndürdü. Ve Anbar’a geri döndü. Tevbe
etmiş bir şekilde mücahidlere geldi.

06

EY KAVMİMİZ ALLAH’IN DAVETÇİSİNE İCABET EDİN



Rafizi Hapishanelerinde
Tutuklu Olan Sünniler

Rafızîler eğer Sünnilere karşı nüfuz sahibi
olursa onlara merhamet etmeyecekler. Zaten
Sünni öldürmenin – dininden çıkmış ve dininin
sadece ismini taşıyor olsa bile - ilahlarına
yakınlaşma olduğuna inanırken nasıl da
merhamet edebilirler? Onların hizmetçisi bile
olsa, onlarda bir köle bile olsa, onlara hizmet
ve onları savunmada kendini feda bile etse
merhamet etmezler! Bugün sizlere tahmin
edilen gelecekten bahsetmiyoruz. Aksine
tamamen yaşamakta olduğunuz gerçeklerden
bahsediyoruz.

arabalarınızı yaktıklarında size yaptıkları
açıklamayı unuttunuz mu? Ya da sizi her gün
tehdit etmelerini ve sizi “yılanın başı” diye
vasfetmelerini ve sizi tehdit edişlerini
duymuyor musunuz?

Rafızî çeteleri El-Amiriyye’ye ilk girdiğinde
sahvelerin karargâhlarını basmaya başladı.
Deyyusluk ve işbirlikçilik sahveleri! Rafızî
çeteleri Duluiyye’ye ilk girdiklerinde Cuma
namazını engellediler. Diyala, Selahaddin
ve Anbar’da camileri yakıp havaya uçuruşlarını,
Sünnileri
öldürüşlerini,
boğazlayışlarını,
yakışlarını ve göç ettirişlerini, mallarını gasp
edip mülklerini yağmalayışlarını gördünüz.

Ey her mekândaki Sünni halk! Durum önemli!
Rafızîler size gerçek yüzünü gösterdi. Size
düşmanlıkları ve kinleri sizin için artık açık
oldu. Haçlıların size olan düşmanlığı ve kini
de Rafızîlerin düşmanlık ve kininden geri kalır
değildir.

Bu gerçekleri bizzat yaşar oldunuz ey Sünniler!
Size Samarra’da kaçırılıp da cansız cesetler
olarak dönen kuyumcu ve dövizcilerin haberi
geldi mi? Yakın zamanda meydana gelen
A’zamiyye hadisesini ve Rafızîlerin bu
hadisedeki tezahüratlarını, evlerinizi ve

Ey Anbar halkı! Ey Sünni halk! Binlerce
esirinizin
El-Cenuba
nezarethanelerinde
göçtüğünü görmüyor musunuz? Ya da onların
arasında 1300 iffetli, temiz kadın olduğunu
bilmiyor musunuz? Bu (rakam) sadece ilan
edilip belgelenen sayıdır.

“(Ey mü’minler!) Kâfirler de putperestler de
Rabbinizden size bir hayır indirilmesini
istemezler.” (Bakara Suresi, 105)
“Onlar eğer güç yetirebilirlerse sizi dininizden
döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam
ederler.” (Bakara Suresi, 217)
Haçlılar

Allah’ın

lütfüyle

Irak’ta

KONUŞMA

cihadı

07

bastırmaktan umudu kestiler. Bunun üzerine
Sünnileri mücahidlerden uzaklaştırma ve “siyasi süreç” denen şey aracılığıyla kendilerine itaat ettirme üzerine oynadılar. Haçlılar bu savaşı
da kaybetti. Öyle ki Sünniler genel olarak
mücahidlerin etrafında toplanmaya başladı.
Yahudiler ise aşiretlerin liderlerinin ve önde
gelenlerinin her gün mücahidlere biatlerinden
ürküp korktu. Böylece Irak’ı Sünnileri
öldürsünler, hapse atsınlar ve göç ettirsinler
diye Rafızîlere, İran’a ve kâfir Kürtlere satmaya
karar verdiler. Bu artık günün ortasındaki güneş
gibi açık bir gerçektir. Ve bu Haçlıların hilafete
karşı savaşlarındaki gerçek stratejileridir.
Lanetli, pis Haçlıların müftüsü Sistani’nin Rafızî
çetesi grubunun kurulması, eğitilmesi ve kısa
zamanda tam teçhiz teslim edilmesi, havadan
haçlı desteği fetvasıyla uygulanmaktadır. Her
ülkeden akın etmeleri, ketibeler, milisler,
partiler ve gruplar kurmaları için Rafızîlere
kapılar sonuna kadar açıldı. Her partiye hatta
her ketibeye kendi reklamını yapan bir uydu
kanalı açıldı. Bu sırada Sünnilerden mürtedleri
de kendilerini emniyette kılsınlar diye Haçlıların
kapılarında ağlar, ayaklarını öper görüyoruz.
Ancak ne fayda!
Rafızîlerin
kontrolü
altındaki
bölgeler
aşamalı olarak gerek öldürülmeleri gerek
tutuklanmaları gerek de göç ettirilmeleri
yoluyla Sünni halktan boşaltılıyor. İşte her gün
yüzlercesi tutuklanıyor! Gurbette yaşayan
Sünnilere Rafızîlerin kontrolü altındaki
bölgelerdeki evlerine dönme izni verilmiyor.

08

İçlerinden Diyala’ya, Tikrit’e, Curf Es-Sahr’a,
El-Kergul’e ya da El-Uveysat veya diğer yerlere
kim döndü? Sünni gurbetçilere Rafızîlerin
kontrolü altındaki bölgelere dönme izni
verilmiyor.
Özellikle Anbar Halkı! Onlardan Bağdat’a
girmeyi kim başarmışsa öldürülmesi ya da
esir alınması ya da kovulması için takip edilip
kendisine baskın düzenlenmiştir. Ya da
Bağdat’ta üzerinde “Her kim Anbar’dan göçen
birini sığındırırsa o teröristtir” yazılı tabelaları
okumuyor musunuz? Anbar halkından
göçmenler çölün sıcaklığı kendilerini yakar
şekilde açıklıkta terk edildiler. Buna rağmen
içlerinden bazıları hala ailelerine ve dinlerine
dönmeyi reddediyor. Azaba katlanıyor ve zillet
kadehinden yudumluyorlar. Güç ve kuvvet
ancak Allah iledir. Biz onlara zulmetmedik.
Ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Bu ancak onların cihadı terk etmelerinin, bazı
evlatlarının izzeti onların yanında arama adına;
Rafızîleri ve Haçlıları dost edinmelerinin,
sahvelere ve Safevi Ordu’ya katılmalarının
neticesidir. Allah da onları alçalttı.
“Allah, kimi hor ve hakir kılarsa, artık ona
ikramda bulunacak bir kimse yoktur.”
(Hac Suresi, 18)
Allah Resulü’nün (s.a.s.): “İyne (vadeli olarak
satın alınanı aynı kişiye peşin olarak geri
satmak) ile alışveriş yaptığınızda, ineklerin
kuyruklarına yapışıp ziraate razı olduğunuzda
ve cihadı terk ettiğinizde Allah sizin üzerinize

EY KAVMİMİZ ALLAH’IN DAVETÇİSİNE İCABET EDİN

Ey büyülenen! İslam Devleti’yle
savaşmadan
önce
hatırla
ki;
Yeryüzünde İslam Devleti toprakları
hariç, Allah’ın hükmüyle hükmedilen
ve hükmün sadece Allah’a ait olduğu
hiçbir yer yoktur.

dininize dönünceye kadar kaldırmayacağı bir zillet
musallat eder.” hadisini tasdiken Ey Anbar halkı
dininize dönün! Ey Anbar halkı yurtlarınıza dönün!
Ailelerinize dönün! Evlerinize dönün! Olan oldu artık.
Umulur ki bizim yurttaşlarımızdan olan mürtedler
rafizilerin hakikatini anlamışlardır. Ve çoğunun
rafizilerin örsünden kaçmaya gayret ettikleri fakat
çekiçlerimizin korkusundan yol bulamadıkları bilgisi
bize ulaştı. Hem Allah’a daha sonra Müslümanlara karşı
bir mazeretimizin olması hem de Mü’minlerin
emirinin aşiret reisleri ve ileri gelenlerine yaptığı
çağrısına icabet ederek; halen rafizlerle beraber
olan sahavat, taraftarları ve askerlerine son bir fırsat
veriyoruz. Onlardan istisnasız herkesi yeniden tevbeye
çağırıyoruz. İster komutan olsun ister suçlu biri fark
etmez. Sadık olduklarına alamet olması için silahlarını
teslim etmeleri dışında onlara herhangi bir şart da
koşmuyoruz.
Bu seferki tevbe çağrısında hiç kimseyi istisna
tutmuyoruz. Hatta defalarca kez riddetleri sabit olan
Hadise’deki Ceğaife kabilesini bile istisna tutmuyoruz.
Biz bu çağrıyı elimizde güç olduğu halde yapıyoruz. Ve
şuan Hadise’yi kuşatma altına almışız. Oraya girmemiz
an meselesidir. Bu sizin ve tüm mürtedler için bir
fırsattır. Bu fırsatı kaçırmayın ve bu faziletli ayda tevbe
edin. Umulur ki Allah Subhanehu ve Teâlâ tevbenizi
kabul eder. Eğer Allah azze ve celle bize lutfeder ve siz
tevbe etmeden Hadise’yi alırsak. Allah’a yemin olsun
ki; Allah’ın izniyle sizi kuşaklara ibret kılacağız. Hatta
Hadise’den geçenler, burada Ceğaife’ler ve evleri
varmış diyecekler.
Aynı şekilde Şam ve Libya’daki gruplara da çağrımızı
yeniliyoruz. Ve onları Allah’ın hükmüyle hükmeden
İslam Devleti’yle savaşmadan önce düşünmeye davet
ediyoruz.

Hatırla ki; eğer sen bu topraklardan
bir karış, köy veya şehri alırsan orada
Allah’ın yasaları beşerin yasalarına
dönecektir.
Ve kendine şunu sor; Allah’ın hükmünü
kaldırıp beşerin hükmünü getiren veya
buna sebep olanın hükmü nedir?
Evet, sen bununla küfre girersin.
Bundan sakın!
Sen İslam Devleti’yle savaşarak bildiğin
ve bilmediğin açılardan küfre girersin.
Cehennem davetçilerinin sana İslam
devletiyle savaşman için kalkan
kıldıkları
tüm
bahaneleri
bir
düşün. Göreceksin ki hepside batıl
bahanelerdir.
Ey büyülenen asker tefekkür et ve
düşün!
Grupçuluk gözüyle değil insaf gözüyle
bak, delil ve şeriat perspektifiyle bak.
Ayağı kaymış, pisliğe bulaşmış ilmin
eşeklerinin fetvalarına bakma. Onların
yaygın şöhreti, kitap ve yazarlıkta önce
ve güçlü olmaları sizi aldatmasın.
Hayır! Onlar tağutların kucaklarına
sığınmış ve cihada çıkmamışlardır.
Bunların ömürleri, kadınların özel
odalarında oturup fetva vererek
geçmiştir. Mücahidlerin hatalarını
gözlemektedirler. Ribatları şakımaktır.
Gazveye çıkmak istedikleri zaman
gazveleri televizyonların buluşma
programlarıdır. Allah yolunda bir
kurşun atmamışlardır. Cihad sahalarında

KONUŞMA

09


Related documents


konstantiniyye3
bu bizim akidemiz ve menhecimizdir yen
konstantiniyye1
konstantiniyye5
konstantiniyye6
cihad f kh


Related keywords